Veröffentlicht: 13.03.2018

HashFlare 2.0

HashFlare 2.0: Sonsuzluğa ve bunun da ötesine kadar

HashFlare değişiyor. Hizmetimizi kurmak için 2015 yılında işe koyulduğumuzda, iki buçuk yıl sonra bir milyonun üzerinde kişinin bu hizmeti kullanacağını asla beklemiyorduk. Evet doğru, o zamanlar çok gençtik ve son derece hırslıydık ve büyük planlarımız vardı (hala da var), ancak gerçek bizi şaşırttı ve beklentilerimizi epey aştı.

Her gün ortalama 4.000 yeni kullanıcı hizmetimize kaydoluyor ve günün her saati yaklaşık 8.000 kişi hizmetimizi talep ediyor. Bu kullanıcıların tümünün dikkatini, HashFlare’in bakımı ile çok meşgul olduğumuz çekmiştir. Yaşanan arızalar hemen bir protesto dalgasının yayılmasına neden oluyor, ancak size temin ederiz ki biraz sabretmeye kesinlikle değiyor. Çünkü tüm bu kısa süreli sekteler, sıradaki değişikliklerin göstergeleri. Şimdi yeni bir sayfa açıyoruz. HashFlare 2.0.

HashFlare’in yeni versiyonunun eskisinden ne kadar köklü bir şekilde farklılık gösterdiği hakkında daha iyi bir genel bakış edinmek için (ve bu değişimin nedeni anlamak için) başlangıcından bu yana HashFlare’de çalışmış olan, HashCoins ürün geliştirme müdürü Vitali Pavlov ile konuştuk. Her zaman olduğu gibi, değişimin gerekçeleri geçmişte yatıyor.

Böyleydi … böyle olacak

HashFlare’in hikayesi 2013 yılında, Estonyalı HashCoins firmasının madencilik donanımı üreten ilk şirketlerden biri olma hedefi ile başladı. Madencilerimizin ana parçası ASIC çipleriydi. Bunlar HashCoins’in hemen iyi bir konuma gelmesini sağladı. O tarihlerde ASIC madencileri yaklaşık %20’lik bir pazar payı elde ediyor ve bir satın alım birkaç hafta ya da ay içinde kendini amorti ediyordu.

Madencilik donanımının iyi bir konu olabileceğini çok kısa sürede fark etmiştik. Fakat elbette dezavantajları da var. Bir taraftan bu tür bir donanım oldukça pahalı (burada bilgisayar başına binlerce dolardan söz ediyoruz) ve bu da madenciliğe yeni başlayanları yeni müşteriler olarak kazanmayı zorlaştırıyor. Diğer taraftan da madencilik donanımının taşınması da çok sayıda risk barındırıyor. Ayrıca, gümrük sorunlarıyla karşılaşılabilir ya da cihazlar hasar görebilir. Bunun dışında kullanıcı tarafında da bir takım zorluklar vardır: Müşterilerimizin tamamı madencilik uzmanları değildir, ancak ASIC madencileri Windows işletim sistemine sahip bilgisayarlar da değildir. Bunların ayarlanması ve kullanılmadan önce biraz bunların üzerinde çalışılması gerekmektedir. Buna ilaveten, madenciler ve sunucu donanımları ile alakalı sıcaklık ve ısı oluşumu, büyük hacimli kasalar, yetersiz havalandırma ve yüksek elektrik tüketimi gibi yaygın sorunlar da ekleniyor.

Bu sebeplerden dolayı yeni bir yol olan bulut madenciliği hizmetine yönelmeye karar verdik. HashFlare geliştirme müdürü Renna Reemet, bu planın arkasındaki itici güçten biriydi.

Vitali geriye doğru baktığında, HashFlare’i ilk yılda Renna ve kendisi tarafından tek başlarına geliştirdikleri hissine kapılıyor.

Yönetim planı onayladı, teknik müdür herkese bir takım faydalı öneriler verdi ve her şey başladı. Bulut madenciliği panelimizin ilk versiyonu, 13 gün sonra tamamlanmıştı (Vitali’ye göre bu, geliştirme uzmanı olarak kendisinin gösterdiği en iyi ve en büyük performanslardan biriydi) ve HashFlare 1.0 altı ay içinde halka sunuldu. Ancak maalesef her şey kusursuz değildi.

Vitali, “Büyüyen bulut madenciliği trendinin ne kadar büyük olduğunu anlamadığımız için en cüretkar hayallerimizde bile iki buçuk yıl sonra bir milyondan fazla kullanıcıya sahip olacağımızı hayal etmemiştik” diyor.

Bunu itiraf etmek elbette ki biraz utanç verici ancak dürüst olmak istiyoruz: HashFlare’in ilk versiyonu, tabii ki bir peçete üzerinde oluşmadı, ama yine de günümüzde en modern olarak geçerli olmayan teknolojileri kullanıyordu. Bundan dolayı çeşitli eksiklikler meydana geldi ve artan kullanıcı sayısı ile birlikte bu eksiklikler ciddi teknik sorunlara dönüştü.

Aslında HashFlare, bir yan projeden çok daha fazlasıydı: Geliştirmek için yedi yirmi dört çalıştık ve HashFlare fikri ortaya çıktığından bu yana, Vitali ve Renna ofiste yaşamak gibi bir takım avantajın tadını çıkardı.

Vitali, “Zamanla BT ekibine yeni kişiler katıldı” diye anımsıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Böylece iş yükümüz azaldı ve projenin geliştirilmesine konsantre olmak ve kullanıcılarımızın geri bildirimlerine cevap vermek kolaylaşmış oldu. Aslına bakarsanız, ilk kodu çarçabuk yazdığımız için bunun ara sıra ceremesini çekmeye devam ediyoruz ve hala bunu iyileştirmek için çaba sarf ediyoruz. Buna rağmen, kodumuzun çalışmasından ve bugüne kadar pazarda istikrarlı şekilde var olan bir projeyi oluşturabilmekten dolayı gururluyuz.”

HashFlare, aradan geçen neredeyse üç yıl sonra Bitcoin, Ethereum ve ZCash cinsinde otomatik ödeme yapılabilen dört algoritmayı (SCRYPT, SHA-256, ETHASH ve EQUIHASH), kolay kullanılır bir istatistik fonksiyonunu ve madencilik havuzlarındaki Hashrate’in opsiyonel olarak dağıtılmasını kapsamaktadır. Ayrıca, aralarında Kuzey ve Güney Amerika, Rusya, Avrupa ve Asya’dan müşteriler de bulunan dünya çapında müşteriler edinmiştir. Tüm bu başarıların arkasında, işini seven ve kripto paraları, madenciliği ve blok zinciri teknolojilerini bir bütün olarak ilerletmek isteyen özverili bir ekip yer almaktadır.

Bundan sonra ne geliyor?

Elbette her şey bu kadarla sınırlı kalmıyor. Renna Reemet, sonbaharda bulut madenciliği ile ilgisi olmayan başka projelerde çalışmak üzere HashFlare’den ayrıldı. Renna, bu proje için üç yıl önce kendini düşünmeden ve yorgunluk nedir bilmeden mütemadiyen çalışarak görülmedik bir efor sarf etti. Böyle birinin yeri doldurulamaz ki zaten bunu aklımızdan bile geçirmiyoruz.

Bunun yerine yeni bir “çağ” başlatıyoruz ve Renna gibi özverili bir kişiyi geliştirme müdürü olarak HashFlare ailesine kazandırabildiğimizi duyurmaktan mutluluk duyuyoruz: Pavel Borozdin.

Pavel, bir yıl önce HashFlare’de çalışmaya başladı ve hizmetimizi optimize etmek, program hatalarını gidermek ve yeni fonksiyonlar ile teknolojileri birbirine bağlamak için Renna ile sıkı bir işbirliği içinde çalıştı. Pavel de Renna gibi konu ile severek ilgilendiğinden ve hataları ya da öngörülmemiş sorunları gidermek için gecenin bir köründe yatağından fırladığında bizim için bir şey netti: Pavel, geliştirme müdürü konumuna geçebilecek mükemmel bir adaydı. Pavel’in şimdiki görevi, HashFlare’i yeni bir mimaride baştan şekillendirmek. Kendisine ve becerilerine tam anlamıyla güvenmeseydik, böyle bir görevi asla kendisine yüklemezdik. 🙂

Bahar ayı yenilik ayı

HashFlare’de iki alanda çalışıyoruz. Bir taraftan tüm yapımız ile AWS’ye taşınıyoruz, diğer taraftan da web sitemizin en önemli kısımlarını münferit mikro hizmetlere dağıtıyoruz. Böylece HashFlare’in daha verimli ve istikrarlı olması hedefleniyor. Kullanıcılarımız için bu şu anlamlara geliyor: Sistem daha esnek ve aynı zamanda daha sağlam. Bir tür Art Cloud barındırma çözümü olan AWS, DDoS saldırılarını engellememizi kolaylaştırmaktadır. Bunun yanında yüklenme yoğunluklarını da daha iyi idare edebilmekteyiz. Sunucularımız bu kadar fazla kullanıcı sayısının üstesinden gelmek konusunda zaman zaman sorun yaşıyor. AWS’ye taşındıktan sonra bu tür zorlukların çok daha nadir ortaya çıkması ve buna ek olarak daha kolay giderilmeleri bekleniyor.

Konu değişikliklere geldiğinde Pavel’in de söyleyecekleri vardı:

“HashFlare, monolitik bir mimariye sahip. 2017’ye kadar bu mimari, kullanıcı sayılarının üstesinden gelmek için yeterli olmuştu. Kripto paralara artan rağbetten ve patlama yaşayan kurlardan dolayı talep son derece artmıştır. Böylece kullanıcı sayımızda da katsayısal olarak ciddi bir artış görülmüştür. Eskiden aybaşına 15.000 ile 20.000 arasında yeni kullanıcımız oluyorken, artık bu rakam 100.000’lere varıyor.

Bu makalenin oluşturulduğu zamanda web sitemizde 1.495.737 kayıtlı kullanıcı bulunuyordu. Sunucularımıza binen yük giderek artmaktadır, bu da monolitik mimariyi sınırlarına getirmiştir. Kodumuzu sürekli optimize etmemize, yaklaşımlarımızı ve yöntemlerimizi düzenli olarak verimlilik bakımından kontrol etmemize rağmen 2.0 versiyonu üzerinde çalışmak için çok az bir zamanımız oluyor.

Mart 2017’de her şeyi bir mikro hizmet mimarisine taşımaya karar verdik. Bu şekilde uygulamayı sorunsuzca ölçeklendirebiliyoruz ve yüklenme, sistemin çeşitli modüllerine dağıtılır. Böylelikle de hizmetimiz ciddi oranda hızlanır.”

Nihayet 2.0 versiyonu için sistem geliştirmeye odaklanmak için fırsat bulabildik. HashFlare’in güncel versiyonu PHP’de yazılmıştır, HashFlare 2.0 için ise Java’da karar kıldık. Ön ve arka uçların yanı sıra bir API hizmetine de odaklanıyoruz. Evet, ciddi anlamda API hizmetimizi diğer geliştirmeciler için olabildiğince açık tasarlamayı düşünüyoruz. Böylelikle pazara HashFlare’i baz alarak bir takım ürünler sürebilecekler. Mobil cihazlar ya da telegram botları için uygulamalar mı? Hiç sorun değil. Yeni HashFlare’e elbette yalnızca dahili bir bahar temizliği yapmıyoruz, aynı zamanda görünüm değişikliği de uyguluyoruz. Burada modern ve tamamen yeniden tasarlanmış bir tasarım söz konusu ancak bu buz dağının yalnızca görünen kısmı: 2.0 versiyonu ve bunun paneli ile çalışmanın son derece kolay olduğunu fark edeceksiniz.

Düzenli olarak ekibimizi genişletiyor ve yeni Full Stack ve Java geliştirme uzmanları arıyoruz. Böylece, mimarimizin başarılı bir şekilde, daha verimli ve acil durumlarda daha kolay kullanılabilen bir sisteme dönüştürülmesini sağlıyoruz. HashFlare 2.0’a geçişin 2018’de gerçekleşmesi planlanıyor. Bu sizler için biraz geç kalmış bir Noel hediyesi.

HashFlare Ekibi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Weitere Artikel zum Thema

HashNest

Antmining

Hyperstake Coin

Genesis Mining Deneyimleri

HashFlare deneyimleri